Sıcak başlayan Mayıs ayının getirdiği canlılıkla sırt çantalarımızı yere koymadan hemen bir kamp daha yapalım dedik ve bu sefer ekipten Hakan’la birlikte kamp planlamasına giriştik. İşte tam o sırada karşımıza 19-20-21 Mayıs (2017) Gelemiç Gençlik ve Doğa Şenliği ile Kocayayla Kampı çıkıverdi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramında artık yaş itibariyle biz ruhu genç kalanların; genç, dinamik, doğa sever arkadaşlarla bir araya gelmesi motivasyonumuzu epeyce yükseltti diyebilirim.

Mayıs sıcak başlamıştı dedim ya nazar değdirdim. 15-19 Mayıs arasında hava Uludağ’da kışı aratmamış; kar, yağmur, çamur, sel vb. her türlü zorlu tabiat olayını bir haftada şenlik öncesi hazırlık yapan kulüplere yaşatmıştı. 19 Mayıs sabahı kamp alanına gitmek üzere buluştuğumuz Merinos Parkında Bursa Kent Konsey’inden bizleri karşılayan deneyimli doğa sever Özkan beyin keyifsiz olmasına hak vermemek elde değildi. Bir gece önce aşırı yağış sebebiyle şenlik aktivitelerinin iptal olma ihtimalinden bahsediyordu ki Uludağ’ın üzerinde kümelenen kara bulut kütleleri ve soğuk hava bu ihtimali kuvvetlendiriyordu. Fakat yılmak yok dedik ve yola koyuluverdik.

19 MAYIS CUMA – KOCAYAYLA

Merinos parkında toplandıktan sonra yola çıktık. Doğancı baraj gölünü geçtikten sonra Bursa’nın yüksek rakımlı ilçesi Keles’e vardık. Çay molası sırasında kampımızda midelerimizi şımartacak her türlü yiyecek malzemesini köy pazarından edindik. Keles’i geçtikten sonra Gelemiç köyü ve ardından kamp alanımız olan Kocayayla’ya ulaştık. Kocayayla, Çobankaya gibi Uludağ’da yoğun ziyaretçi akınına uğrayan bir mesire yeri. Hava koşullarının kötü oluşu bizi piknikçi istilasından korudu diyebilirim. Rüzgâr sert eserken ve yağmur yağdı yağacak derken çadırlarımızı kurduk, yemeğimizi pişirdik. Sıcaklık öğlenden sonra 10 derecenin altına iniverdi, sert rüzgâr bulutları dağıttı ve bir anda Uludağ bize soğuk ama güneşli bir merhaba dedi. Biz de fırsat bu fırsat diyerek keşfe çıkmaya karar verdik.

Yayla çevresinde gezinirken Uludağ ile ilgili diğer yazılarımda da belirttiğim üzere bu heybetli dağın bu güzelim yerinin de rant kurbanı olduğunu görmek yine canımızı yaktı. Kazıp, delip, üzerine otel dikip milyonlarca yıllık doğa oluşumunu ve ekosistemi bozmaya, kökünü kurutmaya tam gaz devam eden zihniyet, Kocayayla’nın ortasına gölet yapıp, yanına sosyal tesisler dikip rant gelirlerini artırma hevesine girmiş. Hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilmiş olmasına rağmen iş makinaları büyük bir hevesle çalışmalarını sürdürüyorlardı. Memlekette bireyler yasal haklarını tam olarak arayamazken tabiat ne yapsın? Yürütme durdurulur ama dozerler yürümeye devam eder.

Kocayayla’da kamp ile ilgili gözlemlerimiz;

  • Bursa Nilüfer’den Keles yolu üzerinden yaklaşık bir saatte varılabiliyor. Yolun hemen hemen tamamı asfalt.
  • Kocayayla Bursa’nın önde gelen piknik alanlarından biri. Özellikle yaz aylarında ve hafta sonları çok kalabalık oluyor hatta çadır kuracak yer bile bulamayabilirsiniz. Bu tür durumlarda genelde mesire alanının ilerisine gidip ormanlık alanın içlerinde kamp kurabileceğimiz önerisini aldık. Sonbahar ve kış ayları (eğer yol açıksa) kamp için daha idealmiş.
  • Piknik alanı düzenli olarak temizleniyor. Çeşmeler ve tuvalet mevcut. Yani hem kamp yapayım ama hijyenimden de ödün vermeyeyim diyenlerdenseniz (bunu böyle yazmak biraz tuhaf oluyor ama çevremde bunu soranlar çok olduğu için yazmadan edemedim) böyle imkânlara sahip. Çeşmelerde her mevsim su akıyor ve içilebilir. Yani kamp çantanızda fazladan su taşımanız gerekmiyor.
  • Kampınızı kurmadan önce Keles’e uğramanızı öneririm. Ufak tefek lokantalarındaki yemekler lezzetli. Cuma gününe denk getirirseniz kurulan pazarından kamp için her türlü gıda ihtiyacınızı da temin edebilirsiniz.
  • Ağaçların çevrelediği, adı gibi çok geniş bir düzlükte yer alan Kocayayla’da piknikçiler için mangal yapabilecekleri ayrı yerler bulunmakta olup bunun dışındaki yerlerde ateş yakmak yasak. Fakat şenlik sırasında hem yangın çıkma riskinin artması hem de kamp ateşi olmadan şenliğin keyfi az olabilir düşüncesiyle kamp organizasyonu güzel bir plan yapmıştı. Kamp alanına ortadan ikiye bölünmüş, altı kısmında hava dolaşımını sağlayacak delikler olan ve yine altına kaynaklanmış üçayaklı variller getirmişlerdi. Etrafta çalı çırpı boldu ve bu varillerin içerisinde güvenle kamp ateşimizi yaktık.

Hava kararmaya başlayınca kuvvetli rüzgâr ve ayazın etkisiyle ısı sıfırın altına indi. Fakat ateşin çevresinde tanıştığımız yeni dostlarla ve mütekait asker kıvamındaki ekip liderimiz Özkan ağabeyin bizi kahkahalara boğan sohbetiyle ilk günümüzü tamamladık.

20 MAYIS CUMARTESİ

Güneşli bir sabaha uyandık ve şenlik alanının kalabalıklaştığını görmek bizi sevindirdi. Bisiklet, kamp, tırmanış, rafting takım taklavatını alan her yaştan doğaseverin katılımıyla çadır sayısı yüze yaklaştı. Çeşitli doğa sporu kulüp ve derneklerinin düzenlediği kaya tırmanışı, rafting, doğa yürüyüşü, bisiklet ve mağaracılık aktiviteleri içerisinde hangisine katılsam diye düşünürken aklım Mağara Araştırma Derneği’nin Gelemiç Gavurini Mağarası faaliyetine kayıverdi. Ya arkadaş, hava güneşli, el âlem rafting yapıp, kaya tırmanışı ile kaslarını çalıştırıp, bisiklet parkurunda pedal çevirirken tertemiz havayı solurken, Gelemiç köyüne doğa yürüyüşü yaparken şahane manzara fotoğrafları çekerken, sen yerin bilmem kaç metre derinliğinde karanlıkta ne yapacaksın be adam diyebilirsiniz. Fakat böyle bir deneyimi yaşama fırsatını elde ederseniz neden katıldığım konusunda bana hak vereceksiniz.

Gelemiç, Bursa’nın Keles ilçesine bağlı, derin bir vadinin hemen yanına kurulmuş, Kocayayla’ya en yakın, kirazı ve çileğiyle meşhur bir dağ köyü. Vadi, içerisinde kaya tırmanışı için alanlara ve mağaracılık için irili ufaklı birçok mağaraya ev sahipliği yapmakta. Özellikle Bursa’daki dağcılık kulüplerince antrenman yapmak için tercih edilen yerden biri olduğunu öğrendik.

Ne yazık ki Uludağ’ın başındaki illetlerden biri de defineciler. Bünyesinde bir sürü şehir efsanesi ve mağara barındırdığı için görünürdeki birçok mağara tahrip edilmiş vaziyette. Bize rehberlik eden Mağara Araştırmaları Derneği’nden Atilla Bey, senelerce uğraşıp milli park içerisinde ve sit alanı olarak tescil ettirdikleri mağaraların sit alanı statüsünden çıkarılmasını anlatınca yine yüzümüz asıldı. Uludağ’ın milli park, milli servet olmasına, yasayla korunuyor olmasına rağmen kocaman otellerin dikilip, maden arama yapılması gibi tabiat katli vakalarının varlığını da bilince bu vaziyet bize hiç yabancı gelmedi. Ankara merkezli MAD’ın Bursa Şubesi şu anda yağmalanmadan önce yeni mağaralar keşfetmekte, haritalamakta ve birileri kazmayı vurmadan önce bol miktarda fotoğraf ve görsel toplamakla meşgul diyebilirim.

MAD ekibiyle birlikte vadi boyunca yaklaşık 1,5 km. kadar yürüdükten sonra tırmanışa geçtik. Mağara, kartal yuvası olarak nitelendirebileceğimiz bir yükseklikte olup yaklaşık bir saatlik tırmanışla ulaşılmakta. Gelemiç’ten Mehmet ağabeyde bizimle birlikte içeri girdi. Bizler kasklar, eldivenler, fenerler ve güvenlik için bir sürü teçhizatı üzerimizde taşırken mağara canavarı Mehmet emminin elleri arkada, altında kot pantolonu, ayaklarında kundurasıyla içine girmediği oyuk kalmadı. Gözden kaybolduğu vakit neredesin abi dediğimizde türkü söylemeye başlıyordu, o sayede buluyorduk kendisini.

Mağara bol miktarda sarkıt ve dikit barındırıyordu. Milyonlarca yılın damlalarıyla oluşmuş sütunlar ve su erozyonuyla oluşmuş galerilere girdiğinizde bilimkurgu filmlerinden çıkmış bir sahnenin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Buna ek olarak bol miktarda yarasa ve yarasa dışkısıyla karışmış balçıkta kaymamak için dikkatli olmak gerekiyordu.

Mağaradan üstümüz başımız çamur içerinde, yüzlerde keyif ve heyecan barındıran ifadelerle çıkıverdik. Dönüşte Mehmet emminin kiraz bahçesine de girdik. “Mehmet ağabey, kirazların bu kadar lezzetli olmasının sebebi nedir?” diye sorunca “Toprağın bereketi.” dedi. “Toprağın bereketinin yanında mağaranın çamurunun da katkısı var mıdır?” deyince yüzündeki sırıtış bana en güzel yanıt oldu. Mağara canavarı seni. Emeğine sağlık, bahçesinden kiraz toplamamız konusunda oldukça cömertti ve kirazlar çok lezzetliydi.

Köye vardığımızda bir süre kahvesinde oturduk. Yorgunluk çaylarımızı içtik. Ardından köy şenliği başladı. Köyün minik meydanına doğru önderliğini Mehmet emminin ettiği köy ahalisi türkülerle giriş yaptı. Bu yaşta bu ne enerji arkadaş? Bizim her tarafımız tutulmuş, çamur ve koku sebebiyle herkesten ayrı bir köşede tecrit edilmiş vaziyette dururken mağara canavarı aynı enerjiyle kaldığı yerden devam ediyordu.

Saat 21.00 gibi kamp alanına döndük. Şenlik 21 Mayıs akşamına kadar devam edecekti ama iş, çalışma hayatı vs. bazı gerçekler bizi erkenden çağırıyordu.

Bu faaliyete katılarak hem Uludağ’ın farklı bir yerinde kamp yapma fırsatı elde ettik hem de kampçılık, dağcılık, mağaracılıkla gibi çeşitli doğa sporlarıyla ilgilenenlerle tanışma imkânımız oldu. Bu aktiviteye katılmamızda bize yardımcı olan Bursa Kent Konseyinden Kader hanım ve Özkan ağabeye çok teşekkür ederiz.

 

Bugün 1, toplam 689 defa okundu.
Hızlı Paylaş:
avatar

Karadeniz’de doğdu, İç Anadolu’da büyüdü, Marmara’da yaşıyor. Mesleğinin ördüğü boğucu duvarlar arasında bulduğu çatlaklardan kaçıp ya tabiata sığınıp kamp yaparak ya da zarları yanındaysa GM’lik yaparak nefes almaya çalışıyor. Hayatın bir gerçeği ne yazık ki her şeyin sonunda kürkçü dükkanına geri dönüyor. Fakat bir sonraki kaçış için çatlaklar aramaya devam ediyor.

5 YORUM

    • Merhabalar Meral hanım.
      Esasen biz sadece kendi arasında kamplar organize eden küçük bir ekibiz. Dışarı açık kamplarımız yok. Fakat sizinki gibi talepler son zamanlarda hayli arttı. Ya açık kamplar organize etmeye başlayacağız, ya da iller bazında kamp ilanlarını içeren bir bölüm ekleyeceğiz kampkeyfi.com ‘a. Her halükârda, yazılarımızı takip ederseniz bununla ilgili bir duyuru yakında olacak gibi 🙂

      Saygılar.

  1. Merhaba.Bursa’dan selamlar. Aile ile gidebileceğimiz. Herkesten uzak. Eşimin olta atıp çocuklarla eğlenebileceğimiz 3-5 gün konaklayacak şekilde kamp yapmak istiyoruz. Gel gör ki yerini bulamıyoruz karar veremiyoruz. Yardımcı olur musunuz?

  2. Bende Bursa’dayım Derya hanım eşimle bizde çok gidiyoruz kamplara size ailenizle gidebileceğiniz İznik Muhit kamp alanını tavsiye edebilirim , Orhangazide çok dağlık ormanlık kamp alanları var biz gidiyoruz fakat yabani hayvan çıkabiliryor oyüzden siz daha korunaklı yerlere giderseniz daha iyi olur mesela Kocayayla tam ailece gitmelik biryer

CEVAP VER